Halk TV’ye Operasyon ve Kayyum Kararı: 17 Kişi Hakkında Gözaltı İşlemi Başlatıldı

Halk TV’nin İstanbul’daki merkezine 14 Ekim sabahı operasyon düzenlenmesi ve kanalın yönetimine kayyum atanması, ülke gündeminin öne çıkan siyasi gelişmelerinden biri oldu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasına göre soruşturma, kanalın Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu ile bağlantılı olduğu belirtilen bazı mali işlemler ve şirket ilişkileri üzerine yürütülüyor.

Soruşturma kapsamında 17 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği, operasyon sırasında 11 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Başsavcılık açıklamasında, bazı şüphelilerin yurt dışında bulunduğu, bir kişinin ceza infaz kurumunda olduğu ve bir şüphelinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü belirtildi.

Soruşturmanın merkezinde hangi iddialar var?

Başsavcılık, soruşturmanın ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve suç gelirlerinin aklanması iddialarıyla ilgili olduğunu açıkladı. Açıklamaya göre Cafer Mahiroğlu ve birinci derece yakınlarının banka hesapları ile ortaklık veya yöneticilik ilişkilerinin bulunduğu şirket hesapları incelendi. Bu incelemelerde yüksek tutarlı uluslararası para transferleri bulunduğu ve bazı mal varlığı edinimleriyle beyan edilen gelirler arasında uyumsuzluklar tespit edildiği ileri sürüldü. Söz konusu değerlendirmeler soruşturma makamının açıklamalarına dayanıyor. İddiaların doğruluğu ve şüphelilerin hukuki sorumluluğu yargı sürecinde değerlendirilecek.

Şirketlere kayyum atanmasına karar verildi

Başsavcılığın açıklamasına göre, Cafer Mahiroğlu’nun ortağı, yöneticisi veya ilişkili olduğu tespit edilen şirketlere sulh ceza hâkimliği kararıyla el konuldu ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyum olarak atandı. Gelişme sonrasında kanalın yayın faaliyetlerinin durumu ve yönetimin geleceği de tartışma konusu oldu. Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu ise yaptığı açıklamada operasyonu ve kayyum kararını eleştirdi.

Basın özgürlüğü tartışması gündemde

Operasyon, yalnızca adli boyutuyla değil, basın özgürlüğü ve medya kuruluşlarının bağımsızlığı açısından da tartışmalara yol açtı. Bazı siyasi aktörler ve basın özgürlüğü savunucuları karara tepki gösterdi.