Kemal Okuyan’dan NATO Zirvesi Çıkışı: ‘Türkiye’de Bir Daha Böyle Bir Zirve Toplanamayacak’
Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Ankara’da düzenlenen 36. NATO Zirvesi’nin ardından Türkiye’nin Baltık bölgesindeki olası bir çatışmanın tarafı haline getirildiğini savundu. Okuyan, “Türkiye Komünist Partisi adına söz veriyorum ki Türkiye’de bir daha böyle bir zirve toplanamayacaktır” dedi.
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen 36. NATO Zirvesi’nin ardından İzmir’de düzenlenen bir etkinlikte açıklamalarda bulundu.
Konak Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen “Yaşasın Yaşam, Bağımsızlık ve Sosyalizm” başlıklı etkinlikte konuşan Okuyan, NATO’nun tarihsel misyonundan Türkiye’nin ittifak içerisinde üstlendiği yeni rollere kadar birçok konuda değerlendirme yaptı.
Gerçek kurtuluşun halkın örgütlü mücadelesiyle mümkün olacağını savunan Okuyan, güvenlik önlemleri gerekçesiyle şehirlerin polis ablukasına alınmasını eleştirdi.
Okuyan, “Bu iş tek başına kahramanlarla olmaz; örgütlenerek ve çoğalarak olur. Bu halk ne zaman ayağa kalkarsa, o zaman hem NATO’dan hem de yoksulluktan kurtulur” ifadelerini kullandı.
“Türkiye ile NATO arasında nikâh tazelendi”
Ankara’daki zirveyi “Türkiye ile NATO arasında bir nikâh tazeleme” olarak nitelendiren Okuyan, zirvede alınan kararların bölgesel barış ve Türkiye’nin egemenlik hakları açısından ciddi riskler taşıdığını ileri sürdü.
NATO’nun kuruluş amaçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Okuyan, ittifakın Sovyetler Birliği’ne ve komünizme karşı bir savaş aracı olarak kurulduğunu söyledi.
Okuyan, “Bugüne gelmeden önce NATO’nun neden kurulduğunu anlamamız ve hatırlamamız gerekiyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan dört yıl sonra, 1949 yılında NATO’nun temel olarak üç nedenle kurulduğunu söyleyebiliriz” dedi.
“NATO komünizme karşı kurulmuştur”
NATO’nun kuruluş nedenlerinden ilkinin Sovyetler Birliği’nin uluslararası alandaki etkisini sınırlandırmak olduğunu ifade eden Okuyan, şöyle konuştu:
“Bunlardan birincisi, Amerika Birleşik Devletleri’nin başını çektiği emperyalist kampın, Sovyetler Birliği’nin uluslararası alanda güçlenmesine set çekmek için yeni bir savaş ihtiyacı duymasıdır. Bu, sıcak bir çatışmadan uzak olmakla beraber gerçek bir savaştır ve NATO da bu savaşın bir enstrümanı olarak kurulmuştur.”
NATO’nun aynı zamanda Avrupa’daki işçi sınıfı hareketlerine, devrimcilere ve komünistlere karşı kurulduğunu savunan Okuyan, ittifakın darbeler, cinayetler ve provokasyonlar yoluyla bu işlevi yerine getirdiğini ileri sürdü.
“NATO, çok uluslu tekellerin diktatörlük aygıtıdır”
NATO’nun üçüncü temel işlevinin ABD’nin dünya üzerindeki hegemonyasını korumak ve güçlendirmek olduğunu belirten Okuyan, “NATO, çok uluslu tekellerin uluslararası sınıfsal bir diktatörlük aygıtıdır. Bir sınıf mantığıyla örgütlenmiş, kapitalizmin uluslararası bir örgütüdür” dedi.
NATO’nun stratejik hedefinin Çin’i etkisiz hale getirmek olduğunu savunan Okuyan, bunun için öncelikle Rusya’nın sınırlandırılmasının hedeflendiğini söyledi.
İsveç ve Finlandiya’nın üyelikleriyle Rusya’nın daha geniş bir kuşatma altında kaldığını belirten Okuyan, Karadeniz’in Rusya açısından stratejik bir bölge olduğunu ifade etti.
“Silahlanma kapitalist ülkeleri krizden çıkarıyor”
Avrupa ülkelerindeki ekonomik gerilemenin militarizasyon ve ucuz emek politikalarıyla dengelenmeye çalışıldığını savunan Okuyan, savaş ekonomisinin kapitalist sistem içerisindeki rolüne dikkat çekti.
Okuyan, “Kapitalizmde halka zaten pek bir kaynak ayrılmadığı için silahlanma, kapitalist ülkeleri krizden çıkartan bir olgudur. Başta Almanya olmak üzere Avrupa’daki kapitalist ülkeler ekonomik açıdan geriye gidiyorlar” diye konuştu.
Ekonominin militarizasyonunun çalışma hayatının askerileşmesi anlamına geldiğini belirten Okuyan, Türkiye’de silah sanayisinin ekonomik tıkanıklıkları aşmak amacıyla devreye sokulduğunu öne sürdü.
“Zirvenin kararları Türkiye için büyük risk taşıyor”
Zirvenin kapanış bildirgesinin kısa tutulmasına dikkat çeken Okuyan, kamuoyuyla yalnızca genel başlıkların paylaşıldığını, esas askeri kararların ise kamuoyundan uzak tutulduğunu savundu.
Okuyan, “Türkiye ile NATO arasında Ankara’da bir nikâh tazeleme gerçekleşti. Bu NATO zirvesinin çok tehlikeli olduğunu söylemiştik ve neden tehlikeli olduğu da kanıtlandı” dedi.
“Türkiye Baltık’taki gerilimin parçası haline geldi”
Baltık bölgesindeki hava devriyesi görevlerine değinen Okuyan, Türk Hava Kuvvetlerine ait F-16’ların bölgede görevlendirildiğini belirtti.
Okuyan, Rus uçaklarına karşı uyarı yapılmaksızın ateş açılmasına yönelik kararlar alındığını iddia ederek şu ifadeleri kullandı:
“Dolayısıyla Türkiye, şu andan itibaren Baltık’taki bir gerilimin parçasıdır. Orada NATO’nun bir Rus uçağını vurması ve Rusya’nın buna yanıt verme ihtiyacı hissetmesi durumunda Türkiye otomatikman bir savaşın tarafı olacaktır.”
“Türkiye Boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını paylaşacak”
Okuyan’ın değerlendirmelerinde öne çıkan başlıklardan biri de Karadeniz ve Boğazların statüsü oldu.
Türkiye’de biri Orta Doğu’ya, diğeri Boğazlara yönelik faaliyet gösterecek iki yeni NATO karargâhı kurulacağını ileri süren Okuyan, bu gelişmenin Türkiye’nin egemenlik haklarını zedeleyeceğini savundu.
Okuyan, “NATO’nun artık Boğazların güvenliğinde söz sahibi olacağını söylüyorlar. Bunun anlamı, Türkiye’nin Çanakkale ve İstanbul Boğazları üzerindeki egemenlik haklarını paylaşmaya karar vermiş olmasıdır” dedi.
Söz konusu karargâhın komutanının Türk, yardımcılarının ise İngiliz ve Fransız subaylardan oluşacağını öne süren Okuyan, Türkiye’nin NATO içerisinde yeni roller üstlendiğini ifade etti.
“AKP, NATO’yu bir araç olarak kullanıyor”
AKP’nin Türkiye’deki dönüşümü sürdürmek için NATO’yu bir araç olarak kullandığını savunan Okuyan, “Yeni Osmanlı stratejisinin NATO’nun yayılması ve saldırganlığıyla birlikte hayata geçirilmek istendiği görülmektedir” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki politikalarının NATO’nun bölgesel hedefleriyle uyumlu olduğunu ileri süren Okuyan, Türkiye’nin Rusya’nın bölgedeki ağırlığını kırarak NATO’ya hizmet ettiğini savundu.
“Zirve, silah sanayisinin NATO’ya pazarlanma zirvesiydi”
Türkiye’nin silah sanayisinde önemli bir gelişme kaydettiğini belirten Okuyan, ülkenin yüzde 62’lik oranla dünyanın en büyük insansız hava aracı ihracatçısı konumunda olduğunu söyledi.
Okuyan, “Bu zirve, Türkiye’deki silah endüstrisinin kendisini NATO’ya pazarlama zirvesiydi ve bu açıdan kendilerince başarılı da oldu. Türkiye’de üretilen silah sistemlerinin NATO ülkelerine satışı bundan sonra hızlanacaktır” dedi.
“Başımıza yeni belalar açacaklar”
Silah sanayisindeki büyümenin savaş riskini artırdığını savunan Okuyan, Türkiye’de bu sektör üzerinden yükselişe geçen yeni sermaye gruplarının bulunduğunu ileri sürdü.
Okuyan, “Bir yerde bir silah göründüyse o silah patlar. Dolayısıyla başımıza yeni belalar açacaklar. Bu kadar silahlanma savaş demektir ve insanlık savaşa doğru gitmektedir” ifadelerini kullandı.
Ankara’daki zirvenin yalnızca siyasi bir gösteriden ibaret olmadığını savunan Okuyan, zirvenin Avrupa’daki silahlanma sürecini tescillediğini söyledi.
“NATO meselesi bir iç meseledir”
Zirvenin ardından Türkiye’nin alınan kararlara uygun adımlar atacağını belirten Okuyan, iktidarın bu süreci Türkiye’nin NATO içerisinde daha güçlü bir konuma geldiği şeklinde kamuoyuna sunacağını ileri sürdü.
NATO üyeliğinin ekonomik ve toplumsal sonuçları bulunduğunu ifade eden Okuyan, savaş harcamalarının yoksulluk ve hayat pahalılığıyla doğrudan ilişkili olduğunu savundu.
Okuyan, “Savaşın şakası yoktur. Bugün yoksulluktan ve hayat pahalılığından şikâyet edenler, bunun sebebinin aynı zamanda NATO’nun savaş faturası olduğunu bilmelidir. İç politika ile dış politika birdir” dedi.
Zirve sırasında Ankara’da yoğun güvenlik önlemleri alındığını belirten Okuyan, “Mevcut olanların ötesinde Ankara’ya 20-30 bin polis daha ekleyerek her tarafı hapishaneye çevirdiler. Buna rağmen parti üyelerimiz sokağa çıkarak yiğitçe NATO’ya hayır dediler” ifadelerini kullandı.
“Kahramanlarla değil, örgütlenerek mücadele edeceğiz”
Konuşmasının sonunda bireysel kahramanlıklar yerine örgütlü toplumsal mücadele çağrısı yapan Okuyan, Türkiye’de NATO’ya ve yoksulluğa karşı mücadelenin geniş halk kesimlerinin katılımıyla yürütülmesi gerektiğini söyledi.Okuyan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Mücadeleye devam edeceğiz ancak bu mücadelenin sadece birilerinin kahramanlığıyla sürdürülmesini beklemek doğru değildir. Türkiye’de 85 milyon insan var ve bu iş tek başına kahramanlarla olmaz; örgütlenerek ve çoğalarak olur. Bu halk ne zaman ayağa kalkarsa, o zaman hem NATO’dan hem de yoksulluktan kurtulur. Dolayısıyla bu mesele, örgütlü halkın mücadelesidir. Türkiye Komünist Partisi adına söz veriyorum ki Türkiye’de bir daha böyle bir zirve toplanamayacaktır.”