
24 Haziran 2026 Çarşamba

Dicle Elektrik, tarımsal sulama döneminde kaçak elektrik kullanımına yönelik denetimlerini artırdı. Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde yapay zeka destekli dronlarla yapılan kontrollerde, toplam 7.820 kVA gücünde 62 kayıt dışı kaçak trafo tespit edildi. Günlük 5 bin 500 hanenin enerji ihtiyacını karşılayabilecek kapasitedeki trafolara el konulması için savcılığa başvuruldu.
Kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan altı ilde hizmet veren Dicle Elektrik, kaçak elektrik kullanımıyla mücadelesini teknolojik altyapı ve saha denetimleriyle sürdürüyor. Bu kapsamda enerji arz güvenliğini korumak ve kaçak tüketimin şebekeye etkisini önlemek amacıyla Viranşehir’de yapay zeka destekli dronlarla yapılan denetimlerde, tarımsal sulamada kullanılan toplam 7.820 kVA gücünde 62 kayıt dışı kaçak trafo tespit edildi. Bu trafoların günlük 5 bin 500 hanenin enerji ihtiyacına eş değer kapasiteye sahip olduğu da belirlendi.
Yapay zeka tabanlı analizlerin ardından havalandırılan dronlarla gerçekleştirilen saha taramalarında belirlenen kaçak trafoların en küçüğünün 100, en büyüğünün ise 250 kVA gücünde olduğu belirlendi. Yapılan incelemelerde bu trafoların genel olarak 50 ila 400 dönüm büyüklüğündeki buğday ve pamuk tarlalarının kaçak elektrikle sulanmasında kullanıldığı saptandı. Binlerce hanenin enerji ihtiyacını karşılayabilecek bu kapasitenin kaçak sulamada kullanılması hem enerji arzı hem de şebeke güvenliği açısından ciddi bir risk oluşturuyor.
“Can ve mal güvenliği açısından ciddi risk oluşturuyor”
Dicle Elektrik yetkilileri, kaçak elektrik tüketiminde kullanılan kayıt dışı trafoların enerji şebekesi üzerinde ağır bir yük oluşturduğuna dikkat çekti. Yetkililer, “Kayıt dışı kaçak elektrik kullanımı enerji kalitesini olumsuz yönde etkileyerek diğer abonelerin kesintisiz enerji almasını engelliyor. Ayrıca topraklama ve koruma rölesi bulunmayan bu sistemler, yangın ve ölümcül kazalara yol açma riski taşıdığından can ve mal güvenliği açısından ciddi bir risk oluşturuyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kaçak trafolar için savcılığa başvuruldu
Dronlardan elde edilen video görüntüleri ve diğer belgelerle hazırlanan dosyanın, Dicle Elektrik avukatları tarafından savcılığa sunulduğu bildirildi. Kayıt dışı trafolara el konulması için hukuki sürecin başlatıldığı belirtilirken, şirketin kaçak tüketimi önlemeye yönelik denetimlerini tarımsal sulama sezonu boyunca teknolojik imkanlarla sürdüreceği kaydedildi.
Dicle Elektrik yetkilileri ayrıca mevcut teknolojik imkanlarla kaçak elektrik kullanımının gizlenmesinin artık mümkün olmadığını vurguladı. Bölgede kaçakla mücadelede yapay zeka tabanlı analiz sistemleri, dron ve uydu destekli denetimler ile uzaktan sayaç yönetimi uygulamalarının etkin biçimde kullanıldığını belirten yetkililer, yürütülen dijital dönüşüm projeleri sayesinde kayıp-kaçak oranının yüzde 76’dan yüzde 35’e kadar düşürüldüğünü ifade etti.

Bel fıtığına işaret eden birçok belirtinin göz ardı edilmesi sonucunda hastalığın hem tedavisi zorlaşıyor hem de geç tanı nedeniyle riskler artıyor. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necati Tatarlı, toplumun önemli bir kısmının ortak sorunu haline gelen bel fıtığının nedenlerine ve tedavi süreçlerine değindi.
Araştırmalar, ağrının var olup olmadığına bakılmaksızın toplumun genel popülasyonunda yapılan MR görüntülemelerin sonucunda 40 yaşın üzerindeki her 2 kişiden 1’inin bel fıtığı hastası olduğunu ortaya koyuyor. Omurlar arasındaki disklerin bozulmasıyla oluşan bel fıtığı genellikle bel ve bacak ağrısı, bacaklarda uyuşma, karıncalanma ve kas güçsüzlüğüyle kendini gösteriyor. Hastalığın en fazla görülen belirtilerinden biri ise “siyatik” olarak nitelendirilen, belden bacağa doğru yayılan ağrılar.
İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necati Tatarlı, hastalığın oluşumunda birçok farklı nedenin olduğunu söylüyor: “Ağır eşyaların kaldırılması, bilinçsiz yapılan sporlar, bilgisayar başındaki kişilerde uzun süre aynı pozisyonda oturma veya yanlış oturma pozisyonu, obezite, yaşlılık ve sigara tüketimi gibi etkenler hastalığın oluşumunda en sık karşılaştığımız nedenler. Özellikle bahar ve yaz aylarında kişilerin kilo verme istekleriyle bilinçsiz bir şekilde spora yönelmeleri de bel fıtığına davetiye çıkarıyor.”
Belirtileri Göz Ardı Etmeyin!
Prof. Dr. Necati Tatarlı, hastalığın en yaygın görülen belirtileriyle ilgili bazı önemli noktaları vurguluyor: “En fazla görülen belirtiler, bel ağrısı ve belden bacağa doğru uyuşma ve ağrıdır. Kaslarda güçsüzlük, eğilme veya dikilme gibi bel hareketlerinde zorlanma veya ağrı, uzun süre oturduktan veya ayakta kaldıktan sonra yaşanan ağrılar da sık sık karşımıza çıkıyor. Bu tip belirtileri gösteren hastaların en kısa zamanda, bu alanda uzman bir doktora muayene olması gerekir. Bel fıtığı teşhisi için ilk adımda nörolojik muayene çok önemli. Nörolojik muayenenin ardından doktor gerekli görürse, röntgen, bilgisayarlı tomografi, MR, miyelogram ve elektromiyogram (EMG) gibi ileri tetkikler isteyebilir.”
Bel Fıtığı Nasıl Tedavi Edilir? Cerrahi Seçenek Hangi Hastalar İçin Uygun?
Bel fıtığı teşhisi konulan hastaların istirahat, ağrı kesiciler ve fizik tedavi yöntemleriyle şikâyetlerinin azaldığı görülmektedir. Bu tedavilere rağmen düzelme gerçekleşmeyen, yaşam kalitesi düşen, iş ve güç kaybı riskiyle karşı karşıya kalan, mesane ve bağırsak kontrolünde sorun yaşayan, bacaklarında veya ayaklarında güç kaybı olan hastaların tedavisinde cerrahi müdahale gereklidir. Cerrahi tedavi sonrasında hastalık tamamen geçer. Ancak tedavi edilen kişi ağır yük kaldırırsa hastalığın tekrarlama oranı yüzde 25’tir. Pilates, düz yolda yürüyüş ve yüzme bel sağlığını destekleyen sporlardır.
Tedavi Edilmezse Kaslarda Felce Neden Olabilir
Bel fıtığı, tedavi edilmediğinde felce dahi neden olabilen bir hastalık. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necati Tatarlı, tedavi edilmemesi durumunda hastalığın ilerleyen süreçleri hakkında şunları söyledi; “Bel fıtığı tedavi edilmediğinde kronik ve şiddetli ağrılara nede olur ki, bu durum hastanın yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiler, kalıcı uyuşma ve hissizlik ile sinirlerin kontrol ettiği kaslarda felç ihtimali doğabilir. Dolayısıyla bu belirtileri gösteren kişilerin en kısa sürede doktora başvurmaları ve doktorun talimatlarına harfiyen uymaları gerekir.”

Toplumda göz tansiyonu olarak bilinen glokom, dünya genelinde kalıcı görme kaybının önemli nedenlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Hastalığın en dikkat çekici özelliği ise çoğu zaman erken dönemde belirgin bir şikayete yol açmadan ilerleyebilmesidir. Bu nedenle birçok kişi görmesinde belirgin bir sorun fark etmese de glokom nedeniyle görme sinirinde hasar oluşabilmektedir.
Batıgöz Sağlık Grubu Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Uğur Ünsal, göz tansiyonu konusunda toplumda yaygın olarak bilinen bazı bilgilerin eksik veya yanlış yorumlanabildiğine dikkat çekerek önemli açıklamalarda bulundu.
Göz muayenesi sırasında ölçülen göz içi basıncının birçok kişi tarafından tek belirleyici kriter olarak görüldüğünü belirten Doç. Dr. Uğur Ünsal, glokom tanısının yalnızca göz tansiyonu değerine bakılarak konulamayacağını ifade etti.
Bazı kişilerde göz tansiyonu normal kabul edilen değerlerde seyretmesine rağmen görme sinirinde hasar gelişebilir. Bu durumun “normal basınçlı glokom” olarak adlandırıldığını belirten Doç. Dr. Uğur Ünsal, hastalığın teşhisinde görme siniri değerlendirmesi, göz tomografileri ve görme alanı testlerinin de büyük önem taşıdığını vurguladı.
Glokomun erken evrede çoğu zaman ağrı, kızarıklık veya belirgin görme kaybı oluşturmadığını belirten Doç. Dr. Uğur Ünsal, hastaların önemli bir bölümünün günlük yaşamlarında herhangi bir sorun hissetmeden yıllarca hastalıkla yaşayabildiğini ifade etti.
Görme kaybı genellikle çevresel görme alanında başlamaktadır. Beynin bu eksiklikleri uzun süre telafi edebilmesi nedeniyle hastalar durumu geç fark edebilirler. Bu nedenle özellikle 40 yaş üzerindeki bireylerde, ailesinde glokom öyküsü bulunanlarda, diyabet ve hipertansiyon hastalarında düzenli göz muayenelerinin ihmal edilmemesi gerektiği belirtiliyor.
Glokom tedavisinin temel amacının mevcut görmeyi korumak ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak olduğunu belirten Doç. Dr. Uğur Ünsal, bu nedenle erken teşhisin son derece kritik olduğunu vurguladı.
Hastalığın ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkan görme alanı kayıplarının kalıcı olabileceğini ifade eden Ünsal, düzenli kontroller sayesinde bu sürecin önemli ölçüde kontrol altına alınabileceğini söyledi.
Glokom tedavisinde en sık kullanılan yöntemlerden birinin göz damlaları olduğunu belirten Doç. Dr. Uğur Ünsal, tedavinin başarısında düzenli kullanmanın büyük önem taşıdığını ifade etti.
Damlaların yalnızca göz tansiyonunu düşürmek ile kalmıyor, aynı zamanda görme sinirini korumaya yönelik önemli bir rol üstleniyor. İlacın düzensiz kullanılması tedavi etkinliğini azaltabilmektedir.
Glokomun kronik bir hastalık olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Uğur Ünsal, tedavi planının her hasta için farklı değerlendirildiğini ve ilaçların hekim önerisi olmadan bırakılmaması gerektiğini belirtti.
Glokom tedavisinde kullanılan Selektif Lazer Trabeküloplasti (SLT) uygulamalarının da ilgi gördüğünü belirten Doç. Dr. Uğur Ünsal, bu yöntemin uygun hastalarda göz içi basıncını düşürmeye yardımcı olabileceğini ifade etti.
Ancak hangi tedavi yönteminin uygun olduğuna ayrıntılı göz muayenesi sonrasında karar verilmesi gerektiğini de belirtti.
Son dönemde sosyal medyada sıkça tartışılan “Karanlıkta akıllı telefon ekranına bakmanın körlüğe yol açtığı” iddialarına da değinen Doç. Dr. Uğur Ünsal, konunun glokomla olan bağını şu sözlerle netleştiriyor:
“Karanlıkta parlak bir ekrana uzun süre bakmak, doğrudan kalıcı bir körlük nedeni olmasa da göz kırpma sayısını azaltarak ciddi bir göz kuruluğuna ve yorgunluğuna yol açabilir. Ancak asıl tehlike anatomik olarak yatkınlığı olan bireylerdedir. Karanlık ortamda göz bebekleri büyür. Bu durum, göz içi sıvısının dışarı atıldığı kanalları daraltarak ‘Dar Açılı Glokom’ atağını, yani ani ve şiddetli bir göz tansiyonu yükselmesini tetikleyebilir. Bu nedenle karanlıkta uzun süre ekrana bakmaktan kaçınmak, göz sağlığını korumak adına faydalı bir adım olabilir.”
Doç. Dr. Uğur Ünsal, glokomun yalnızca göz içi basıncı yüksekliği olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek şu bilgileri paylaştı:
“Glokom tanısında göz içi basıncı önemli bir parametre olsa da tek başına yeterli değildir. Bazı kişilerde göz tansiyonu normal seviyelerde olmasına rağmen görme siniri hasarı gelişebilir. Bu nedenle düzenli göz muayenelerinde yalnızca basınç ölçümüne değil, görme siniri ve görme alanı değerlendirmelerine de önem verilmelidir. Erken teşhis edilen glokomda amaç mevcut görmeyi korumak ve yaşam kalitesinin sürdürülmesine katkı sağlamaktır.”

Bursa Büyükşehir Belediyesi Motor Sporları Merkezi, 27-28 Haziran tarihlerinde, MOTUL 2026 Türkiye Karting Şampiyonası 3. ayağı olan Batı Kurumsal Karting Yarışı ile açılıyor.
Osmangazi ilçesi Küçükbalıklı Mahallesi’nde oluşturulan 1480 metre uzunluğundaki pistin ilk organizasyonu, Bursa Uludağ Motor Spor Kulübü (BUMOSK) tarafından Bursa Büyükşehir Belediyesi, Batı Kurumsal, Spor Toto, Motul, aloft by Marriot ve Çelikyay Stay Mare katkılarıyla düzenlenecek.
Micro, Mini, Junior ve Senior olmak üzere 4 ayrı kategoride büyük çekişmeye sahne olması beklenen organizasyon, 27 Haziran Cumartesi günü saat 09.30’dan itibaren resmi antrenmanlar ve sıralama turları ile başlayacak. İlk gün, saat 12.40’tan itibaren tüm kategorilerde iki eleme yarışı ile devam edecek.
28 Haziran Pazar günü ise saat 10.30’dan itibaren yarı finaller ve saat 13.30’dan itibaren de final yarışları başlayacak. Organizasyon saat 15.45’teki ödül töreni ile son bulacak.

İstanbul Taksi Şoförleri Derneği (İTSD), 24 Haziran’da Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’nde görülecek Martı TAG davası öncesinde sosyal medyada tartışma yaratan bir katılım çağrısı yayımladı.
“Batı Avrupa Taksi (B.A.T)” grubu imzasıyla paylaşılan afişte, elinde beyzbol sopası bulunan bir kişi ile kalabalık bir grubun yer aldığı görsel kullanılarak taksicilere duruşmaya toplu katılım çağrısı yapıldı. Geçmişte emniyet mensuplarına, TAG sürücülerine ve sürücülerin araçlarına yönelik saldırılar ile kamuoyuna yansıyan şiddet olayları nedeniyle söz konusu görsel, adliye önünde gerginliğe zemin hazırlayabileceği endişesiyle kamuoyunda tepkiye yol açtı.
Martı TAG, afişte yer alan görsel ve ifadelerin tehdit ve korkutma amacı içerdiği, ayrıca adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs ettiği gerekçesiyle savcılığa suç duyurusunda bulundu.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.casino siteleri