a
  • Olay Gündem
  • Gündem
  • José Martí Küba Dostluk Derneği Başkanı Özkan: Küba’ya Destek Uluslararası Sorumluluktur

José Martí Küba Dostluk Derneği Başkanı Özkan: Küba’ya Destek Uluslararası Sorumluluktur

İlke TV’de yayınlanan “Güncel Yorum” programında ABD emperyalizminin saldırganlığı altındaki Küba’daki son gelişmeler ele alındı. Denizcan Abay moderatörlüğünde programda değerlendirmelerde bulunan José Martí Küba Dostluk Derneği Başkanı Nahide Özkan, gazeteci Banu Güven ve Ercüment Adeniz’in sorularını yanıtladı. Küba’ya yönelik ABD ablukasının etkilerini ve uluslararası gelişmeleri masaya yatıran Özkan, Küba’yla dayanışmanın sorumluluk olduğunu vurguladı.

Jose Marti Küba Dostluk Derneği Başkanı Özkan, Küba’ya yönelik ABD politikalarının yeni olmadığını vurgulayarak, 1959’daki devrimden bu yana ülke ekonomisini zayıflatmayı amaçlayan sistematik bir kuşatma uygulandığını hatırlattı. Özkan, son dönemde alınan kararlarla bu sürecin “petrol ablukasına” dönüştüğünü ve adaya yakıt girişinin ciddi şekilde engellendiğini ifade etti. Bu durumun enerji başta olmak üzere tarım, sanayi ve turizm gibi tüm sektörleri etkilediğini, günlük yaşamı zorlaştırdığını dile getirdi.

“Küba devrimi gerçekleştiği 1959 yılından bu yana ABD’nin Küba ekonomisini kuşatmaya dönük, Küba ekonomisini zarara uğratarak ve halkı sefalete uğratarak devrimin belini kırmaya dönük bir politikası var. Bunu resmî belgelerinde açıkça ifade ediyorlar.”

“ABD’NİN ZORBALIK POLİTİKASI KABUL EDİLEMEZ”

Küba’ya ulaşan Rus petrol tankerine de değinen Özkan, taşınan miktarın ülkenin ihtiyacını karşılamaktan uzak olduğunu ancak gelişmenin siyasi açıdan önemli olduğunu söyledi. Bu adımın, ABD’nin uyguladığı ablukanın aşılabileceğini gösterdiğini belirten Özkan, benzer girişimlerin artması gerektiğini ifade etti.

“Şimdi Rusya’nın taşıdığı petrol tabii ki önem taşıyor. 100 bin varil kadar ulaştığı ve toplamda 700-730 bin varil kadar ulaşacağı, en azından böyle bir planlama yapıldığı söyleniyor. Bu tabii aslında Küba gibi bir ülkenin ihtiyacının çok azını karşılayabilecek olan bir miktar. Çünkü düşünün Sovyetler Birliği yıkılmadan önce Küba dış ticaretinde daha fazla partneri sahip olduğu dönemde günlük 185 bin varil civarında 175 bin varil civarında bir petrol ithalatı gerçekleştiriyordu.”

Öte yandan Özkan, bunun siyasi anlamının daha da kritik olduğunu belirterek, uygulanan ablukanın hiçbir hukuka dayanmayan bir ‘zorbalık politikası’ olduğunu vurguladı.

“SORUNLARIN KAYNAĞI SOSYALİZM DEĞİL, ABLUKA”

Özkan, Küba’daki ekonomik sorunların çoğu zaman yanlış çerçevede ele alındığını belirterek, yaşanan krizin temel nedeninin sosyalist sistem değil, ABD ablukası olduğunu ifade etti. Ana akım medyada bu durumun göz ardı edildiğini ifade eden Özkan, “faili görünmez kılan” bir dil kullanıldığını söyledi.

“Küba’nın verdiği mücadele hak ettiği karşılığı dünya kamuoyunda bulmuyor. Yani ana akım medyada bu mesele ABD zorbalığı değilmiş gibi ele alınıyor. Küba’da yaşanan sorunlar sanki oradaki ekonomik düzenin, özgün ekonomik düzenin, sosyalist ekonominin birtakım başarısızlıklarıymış gibi gösterilmeye çalışılıyor. Burada çok taraflı bir dil de kullanılıyor. Mesela bu son haftalarda da Küba’yla ilgili Türkiye’de medyada da çok sayıda haber çıktı. Şöyle başlıklarla karşılaşıyoruz. Mesela işte Küba ekonomisi çökme noktasında, iflas etme noktasında vesaire. Ama şimdi bu çok eksik ve yanlış bir tanımlama. Örneğin, İran’da füze saldırısına uğrayan bir binayı ‘İran’da bina yıkıldı’ diye haberleştiremezsiniz, yıkıma yol açan asıl sebebi habere taşımanız gerekir” dedi.

“GÜNEŞ PANELİ KAMPANYASI BAŞLATACAĞIZ”

Gazeteci Ercüment Akdeniz’in sorusu üzerine dernek faaliyetlerine de değinen Özkan, 2002’den bu yana Küba ile dayanışmayı örgütlediklerini ve özellikle ablukanın kaldırılması için farkındalık çalışmaları yürüttüklerini belirtti. Pandemi döneminde tıbbi yardım kampanyaları düzenlediklerini hatırlatan Özkan, önümüzdeki süreçte enerji krizine destek olmak amacıyla güneş paneli gönderilmesini içeren yeni bir kampanya hazırlığında olduklarını açıkladı.

Ayrıca dünyanın farklı bölgelerinden çok sayıda örgütün katıldığı dayanışma konvoylarının Küba’ya ulaştığını belirten Özkan, bu girişimlerin hem insani yardım hem de siyasi destek açısından önemli olduğunu vurguladı.

KÜBA’DA “DİRENİŞ” GÜNLÜK YAŞAMDA SÜRÜYOR

Moderatör Denizcan Abay’ın Küba halkının ABD kuşatmasına karşı nasıl bir mücadele verdiğine dönük sorusu üzerine konuşan Özkan, ülkede tepkilerin yalnızca sokak eylemleriyle sınırlı olmadığını, asıl direncin günlük yaşamı sürdürme çabasında görüldüğünü ifade etti. “Küba halkı son derece kısıtlı kaynaklarla sağlık sisteminin kritik alanlarını ayakta tutmaya, tarımı ve gıda zincirini sürdürmeye, okulları açık tutmaya çalışıyor. Kurumları işletmeye ve hayatı devam ettirmeye odaklanmış durumdalar”  diyen Özkan, Küba’nın bugüne kadar hem diplomatik alanda hem de ülke içinde düzenlenen kampanya ve etkinliklerle ablukaya karşı sesini yükselttiğini belirtti.

“DAHA GÜÇLÜ DESTEK VERİLMELİ”

Özkan, mevcut koşullarda her egemen ülkenin Küba ile ilişki kurma, ticaret yapma ve destek verme hakkı bulunduğunu belirterek, tüm devletlerin bu yönde adım atması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin de bu çerçevede daha aktif bir tutum almasının beklendiğini ifade eden Özkan, iki ülke ilişkilerinin bugüne kadar genel olarak olumlu bir seyir izlediğini dile getirdi.

Özkan, özellikle pandemi döneminde Türkiye’den gönderilen yüzer elektrik santrallerinin Küba’ya önemli katkı sağladığını hatırlatarak, Ankara’nın uluslararası platformlarda da Küba’ya destek verdiğini ve Birleşmiş Milletler oylamalarında bu yönde tutum aldığını aktardı. Yakıt krizinde Türkiye’nin uluslararası uçuşları en uzun süre sürdüren ülkelerden biri olduğunu ancak seferlerin mart sonunda askıya alındığını sözlerine ekledi. Buna karşın daha güçlü adımlar atılabileceğini vurgulayan Özkan, ABD’nin son hamleleri karşısında Türkiye’den daha açık bir kınama mesajı ve Küba’yla dayanışma adımı beklediklerini ifade etti.

KÜBA’DA YÖNETİM YAPISI VE “DİRENÇ” TARTIŞMASI

Gazeteci Güven, Küba’daki yönetim yapısını ve olası bir dış müdahale karşısında ülkenin ne ölçüde direnç gösterebileceği sorusunu gündeme getirdi. Özkan, Küba’nın güçlü bir devrimci önderliğe sahip olduğunu belirterek, ülkeye siyasi açıdan Küba Komünist Partisi’nin liderlik ettiğini ifade etti. Devletin başında Küba Komünist Partisi Merkez Komite Birinci Sekreteri Miguel Díaz-Canel’in bulunduğunu hatırlatan Özkan, hükümet, bakanlıklar ve parlamentonun işleyen bir yapı oluşturduğunu söyledi.

Küba’daki demokratik sistemin yerelden örgütlenen bir yapıya dayandığını aktaran Özkan, parlamentonun hem coğrafi hem de mesleki temsiliyeti esas aldığını ve milletvekilliğinin maaşlı bir görev olmaktan ziyade toplumsal sorumluluk anlayışıyla yürütüldüğünü dile getirdi. Bu yapının, yönetim ile halk arasındaki bağı güçlendirdiğini vurgulayan Özkan, bu bağın kriz ve müdahalelere karşı dayanıklılık sağladığını ifade etti.

VENEZUELA KARŞILAŞTIRMASI: “KÜBA, EKONOMİK VE İDEOLOJİK OLARAK DAHA BÜTÜNLÜKLÜ BİR YAPI SERGİLİYOR”

Programda gazetecilerin sorularıyla Venezuela ile benzerlik ve farklılıklar da gündeme gelirken, Özkan Venezuela’da güçlü bir sermaye sınıfının varlığının dış müdahaleleri kolaylaştıran bir unsur olduğuna dikkat çekti. ABD ile bağlantılı, uluslararası etkisi yüksek bir kapitalist sınıfın Venezuela siyasetinde ağırlık taşıdığını hatırlatan Özkan, bunun toplumsal ayrışmayı derinleştirdiğini söyledi. Özkan, Küba için emperyalizmin müdahalelerinden çıkarı olan bir sermaye sınıfının varlığına izin verilmemesinin yalnızca iktisadi bir tercih olmadığını, egemenliğin güvencesi olarak da görüldüğünü vurguladı.

Küba’da kritik sektörlerin özel sermayeye bırakılmamasının ve kamu ekonomisinin ağırlığının, toplumsal birlik açısından belirleyici olduğunu ifade eden Özkan, Küba’da direnişin toplumsal eşitlik ilkesinden güç aldığına işaret etti. Öte yandan Küba’nın güçlü bir önderliğe sahip olduğunu da hatırlatan Özkan, en ayırt edici ve güçlü yanının da bu önderlik etrafında antiemperyalist ve yurtsever bir ideoloji ile örgütlenerek kök salmış bir Küba halkının varlığı olduğunu belirtti.

KÜBA, OLASI ASKERİ SALDIRIYA KARŞI HAZIRLIKLI

Gazeteci Ercüment Akdeniz’in “Küba, ABD’den bir askeri saldırı bekliyor mu?” sorusunu yanıtlayan Özkan, ülkenin böyle bir senaryoyu göz ardı etmediğini ve buna karşı hazırlıkları olduğunu ifade etti. Küba’nın savunma anlayışının yalnızca askeri unsurlarla sınırlı olmadığını vurgulayan Özkan, “Topyekûn halk savunması” olarak adlandırılan modelin uygulandığını aktardı. Bu kapsamda sadece ordunun değil, sivil yurttaşların da savunma hazırlıklarına dahil edildiğini söyledi.

Özkan, ülkede her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen savunma tatbikatlarının son gelişmelerin ardından daha yoğun hale getirildiğini belirterek, “Bu tatbikatlar artık gündelik uygulamaya dönüştürülmüş durumda. Sürekli bir hazırlık hali söz konusu” ifadelerini kullandı.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Güzellik Sektöründe Dört Günde 20 Binden Fazla Ziyaretçi

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.casino siteleri