a

Sonbahar Alerjilerine Karşı Bu Önerileri Dikkate Alın!

Sonbaharda, sıcaklıkların düşmesi ve çevresel koşulların değişmeye başlamasıyla birlikte alerjik hastalıklara da sık rastlanıyor. Halk arasında alerjiler daha çok ilkbaharla ilişkilendirilmesine rağmen, sonbaharda da polenler, küf mantarları ve ev içi alerjenlere maruziyetin değişmesi nedeniyle alerjik rinit ve astım semptomlarında belirgin artış görülüyor. Ancak sonbahar alerjilerinin özellikleri bölgenin iklimi, bitki örtüsü ve kişinin duyarlı olduğu alerjene göre değişiyor. Bu nedenle sonbaharda gelişen her burun akıntısı veya öksürüğün enfeksiyon olarak değerlendirilmemesi; alerjik hastalık olasılığının da göz önünde bulundurulması önem taşıyor. Daviva Avcılar Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Gülfidan Çakmak, sonbahar alerjileri ve dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi.

Sonbahar döneminde özellikle yabani ot polenleri önemli aeroalerjenler arasında yer alır. Bölgesel olarak değişmekle birlikte bazı yabani otların polenleri yaz sonundan sonbahara kadar atmosferde bulunabilir. Bu polenlere duyarlı kişilerde hapşırma, burun kaşıntısı, sulu burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve gözlerde kaşıntı-sulanma gibi tipik alerjik rinit bulguları ortaya çıkabilir.

Bunun yanında sonbahar aylarında küf mantarları da önemli bir alerjen kaynağıdır. Özellikle nemli ortamlar, dökülen yaprakların birikmesi ve organik materyalin parçalanması mantar sporlarının çevrede artmasına katkıda bulunabilir. Küf sporlarının solunması duyarlı kişilerde alerjik rinit ve astım semptomlarını tetikleyebilir.

Bir diğer önemli değişken ise insanların sonbaharda giderek daha fazla kapalı ortamlarda zaman geçirmeye başlamasıdır. Evlerin daha az havalandırılması ve kapalı ortamda geçirilen sürenin artması, ev tozu akarları, evcil hayvan epitelleri ve iç ortam küfleri gibi alerjenlere maruziyeti artırabilir. Böylece başlangıçta dış ortam polenleriyle tetiklenen semptomlar, zaman içerisinde iç ortam alerjenlerinin de katkısıyla devam edebilir.

Öksürük, göğüste sıkışma hissi ve nefes darlığına dikkat!

Alerjik rinit ile astım arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır. Üst ve alt hava yolları fonksiyonel ve immünolojik olarak birbirleriyle yakından ilişkilidir. Bu nedenle alerjik riniti olan bir hastada tekrarlayan öksürük, hışıltı, göğüste sıkışma veya nefes darlığı varsa yalnızca üst hava yolu hastalığı düşünülmemeli, astım açısından da değerlendirme yapılmalıdır.

Alerji mi, enfeksiyon mu?

Sonbahar aylarında alerjik rinit ile viral üst solunum yolu enfeksiyonları birbirine karıştırılabilir. Ancak bazı özellikler ayırıcı tanıda yardımcıdır. Alerjik rinitte genellikle:

  • Sulu ve berrak burun akıntısı,
  • Tekrarlayan hapşırma,
  • Burun ve gözlerde kaşıntı,
  • Gözlerde sulanma,
  • Ateş olmaması,
  • Belirli çevresel veya mevsimsel maruziyetlerle semptomların tekrarlaması ön plandadır.

Viral enfeksiyonlarda ise boğaz ağrısı, halsizlik, ateş, koyu kıvamlı sekresyon ve hastalığın birkaç gün içerisinde başlayıp daha sonra gerilemesi daha tipik olabilir. Bununla birlikte bu özellikler kesin değildir ve iki durum aynı hastada eş zamanlı da görülebilir.

Alerji ataklarına karşı bu önlemler önemli!

Alerjik hastalıklarda temel yaklaşım, mümkün olduğunda tetikleyici alerjen maruziyetinin azaltılması ve semptomların uygun farmakolojik tedaviyle kontrol altına alınmasıdır. Polen maruziyetinin yüksek olduğu dönemlerde dış ortam aktivitelerinin uygun şekilde planlanması, eve gelindiğinde kıyafetlerin değiştirilmesi ve saçların temizlenmesi gibi basit önlemler bazı hastalarda maruziyeti azaltabilir.

İç ortamda ise nem kontrolü, uygun havalandırma, küf oluşumunun önlenmesi ve kişinin duyarlı olduğu alerjene yönelik çevresel düzenlemeler önemlidir. Ancak yalnızca çevresel önlemlerle semptomların tamamen kontrol edilmesi her zaman mümkün değildir.

Doğru tanı ve uygun tedavi planlaması için… 

Sonbaharda alerji semptomlarıyla başvuran hastada ilk adım, semptomların mevsimselliğini ve tetikleyicilerle ilişkisini belirlemektir. Ardından alerjik rinit, astım, kronik rinosinüzit, viral enfeksiyon ve diğer solunum yolu hastalıkları arasındaki ayrım yapılmalıdır.

Özellikle nefes darlığı, tekrarlayan hışıltı, gece semptomları veya egzersizle ortaya çıkan solunum yakınmaları varsa astım açısından objektif değerlendirme yapılması önemlidir. Klinik gerekliliğe göre spirometri, bronkodilatör reversibilite testi, FeNO ve alerji değerlendirmeleri kullanılabilir.

Sonbaharda artan alerjik yakınmalar; yabani ot polenleri, küf mantarları, ev içi alerjenlere artan maruziyet ve meteorolojik değişikliklerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkabilir. Klinik tablo yalnızca burun ve göz semptomlarıyla sınırlı kalmayarak özellikle duyarlı bireylerde alt hava yolu inflamasyonunu ve astım semptomlarını da tetikleyebilir.

Bu nedenle sonbaharda tekrarlayan hapşırma, burun tıkanıklığı, gözlerde kaşıntı, öksürük veya nefes darlığı yaşayan hastalarda “mevsimsel alerji” olasılığı sistematik biçimde değerlendirilmelidir. Doğru alerjenin belirlenmesi, maruziyetin azaltılması, astım varlığının araştırılması ve tedavinin uygulanması; semptom kontrolü, yaşam kalitesinin korunması ve alt hava yolu alevlenmelerinin önlenmesi açısından temel öneme sahiptir.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Göz Altındaki Değişimin Nedeni Hızlı Kilo Kaybı Olabilir

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.casino siteleri